AHMED CEVDET PAŞA VE MECELLE
  • Kitap başlığı:
 Ahmed Cevdet Pasa Ve Mecelle
  • Yazar:
Ahmet ŞimşirgilEkrem Buğra Ekinci,
  • Kitap Sayısı
176
  • Dil:
Türkçe
  • Görünümleri:
  • İndirme Sayısı:
8 Downloads
  • PDF Doğrudan  
İndirme için tıklayın
  • Satın al  
Kağıt Kapak için

AHMED CEVDET PAŞA ve MECELLE

İÇİNDEKİLER – AHMED CEVDET PAŞA ve MECELLE

Birinci kısım

  • AHMED  CEVDET PAŞA
  • Lofca’da başlayan hayat 8
  • İlim merkezi İstanbul 10
  • Ah o talebelik günleri 16
  • Hizmet yılları
  • Premedi kadısı 18
  • Maarif sahasında 20
  • Paşa rütbesinde 24
  • Nifak etmişler amma… 27
  • Yıldız’da Sultan Abdülhamid Han ile 28 Asrımızın İbn-i Kemal’i 30 Şahsiyeti
  • Büyük devlet adamı 32
  • Tarihçi ve sosyolog 34
  • Kültür adamı 37
  • Edip ve dil alimi 40
  • Aile reisi 43
  • Eserleri 45

İkinci kısım

  • MECELLE-İ AHKAM-IADLİYYE
  • İslam hukuku 49
  • Mecelle’ye giden yol 50
  • Ahmed  Cevdet Paşa  ve Mecelle
  • Mecelle heyeti 5 Mecelle’nin hususiyetleri 55
  • Mecelleyi tatbik eden ülkeler 59
  • Mecelle şerhleri 60
  • Mecelle’ye yöneltilen tenkitler 61
  • Mecelle’ye övgüler 66

Üçüncü kısım MECELLE’NİN KÜLLİ KAiDELERİ

  • Külli kaidenin tarifi 71
  • Külli kaidelerin esası 72
  • Külli kaidelerin mahiyeti 73
  • İlk yüz madde
  • Toplu halde Mecelle’nin ilk yüz maddesi 76
  • Açıklamalı olarak Mecelle’nin ilk yüz maddesi 85

Bibliyografya Dipnotlar İndeks

Takdim – AHMED CEVDET PAŞA ve MECELLE

Osmanlı hukukçusu denince Batılıların hemen aklına gelen iki kişiden biri Şeyhülislam Ebussuud Efendi ise, diğeri de Ahmed Cevdet Paşa’dır. Bu ikisi, yalnız Batıda değil, ülkemizde de haklı bir şöhret kazanmıştır.

Ebussuud Efendi, zamanın padişahının Kanuni unvanını almasında haklı bir rol oynadığı gibi, Cevdet Paşa da memleketimizde hukuk ilminin inkişafına ve Tanzimat ıslahatının meşru zeminde tatbikine çok hizmet etmiştir.

Ahmed Cevdet Paşa çeşitli meziyetleri uhdesinde toplamış bir şahsiyettir. Tarihçi, dilci, idare adamı, hukukçu, edebiyatçı ve din adamıdır. Her sahada eser vermiştir. O zamana kadar cari bulunan şer’i hukukun mühim bir kısmını ilk defa kanunlaştırmak suretiyle İslam tarihinde bir ilki gerçekleştirmiştir. Son devir Osmanlı alimlerinin en büyüklerinden ve çok yönlü İslam alimlerinin son zamanda yetişmiş tipik bir tem­ silcisidir.

Bu bakımdan Cevdet Paşa’yı tanımak, yakın tarihimizi de çeşitli yönleriyle öğrenmeye yardımcı olacaktır. Osmanlı medeni kanunu olan Mecelle ise, yalnız bizde değil, dünya hukuk tarihi bakımından da abide bir eserdir. Hele bunun ilk yüz maddesi birer hukuk vecizesi olmak itibariyle ilim irfan sahibi herkesin istifade edeceği temel prensiplerdir.

Bu girişten de anlaşıldığı üzere elinizdeki kitap üç kısımdan teşekkül etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa’nın çeşitli yönleriyle tanıtıldığı birinci kısmı, değerli dostumuz Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil* kaleme aldı. Bana da okutmak lütfunu gösterdi.

Kitabın ikinci kısmı, dünya hukuk tarihinin şaheserlerinden sayılan Mecelle ile alakalı umumi bilgiler ihtiva ediyor. Üçüncü kısımda ise külli kaideler de denilen Mecelle’nin ilk yüz maddesi ve bunların açıkla­ maları yer alıyor.

Mecelle’nin külli kaideleriyle tanışmam hukuk fakültesinin birinci sınıfındaki bir medeni hukuk dersinde olmuştu. Her biri vecize hüviyetindeki bu maddeler adeta beni büyülemiş; hemen bir Mecelle bulup bunların tamamını okumaya davranmıştım. Osmanlı Hukuku’nun uçsuz bucaksız bir derya olduğunu da o zaman anladım. Bundan birkaç sene önce, bazı avukat arkadaşlar

Mecelle’nin ilk yüz maddesi üzerinde seminer vermemi istediler. Ben de aczime bakmayarak kabul ettim. Bir kış boyunca meraklı bir topluluk huzurunda yüz maddenin izahını yapmak imkanı hasıl oldu. Bu sefer orada anlatılanların kitap haline getirilmesi teklif edildi. Önce bunu lüzumsuz buldum. Fakat bugün Osmanlıca Mecelle şerhlerini okuyup anlayacak kimseler hayli azaldığı için, başkalarına da faydalı olablir düşüncesiyle kabul ettim. Çok uzun olmasını istemediğim için seminerlerde anlattıklarımı özetleyip yeniden tanzim ettim. Böylece elinizdeki kitap doğdu. Şimdi de basılması müyesser oldu.

Mecelle’nin bu yüz maddesi üzerine çalışmalarımın olduğunu işiten değerli dostumuz Ahmet Şimşirgil,  bunların basılması hususunda ısrarlı tekliflerde bulundu. Kendisi de böyle bir kitapta mutlaka bulunması gereken merhum Cevdet Paşa’nın hayatını yazma işini üzerine aldı. Neticede elinizdeki kitap meydana geldi. Kendisine müteşekkirim.

Bu eseri adaletin tecellisine hizmet etmiş Osmanlı alimlerinin, bilhassa başta Ahmed Cevdet Paşa olmak üzere Mecelle cemiyeti azaları ile Mecelle üzerinde çalışanların aziz ruhlarına ithaf etmeyi bir minnet borcu sayıyoruz. Mecelle’yi anlamak ve izah etmek, hele bugünki insanlar için, doğrusu pek de kolay değildir. Bu bakımdan okuyucularımızdan hata ve noksanlarımızı,  niyetimizin halisliğine bağışlamalarını dileriz. Meraklısına faydalı olursa ne mutlu bize! Böyle bir eserin yazılması için bizleri devamlı teşvik eden değerli mütefekkir ve vakıf insan merhum Mustafa KIBRISLl’ya şükranlarımızla rahmet dileriz. Eseri titizlikle yayına hazırlayan editör Göker İnan’a, kapak tasarımını  yapan Emine Karabulut’a, kitabın hazırlanmasında emeği geçen Şems İbrahimhakkıoğlu’na ve tüm Erk Ajans çalışanlarına teşekkürlerimle…

AHMED CEVDET PAŞA

Ben devletin hizmetkarlarındanım ve küçük rütbede bir adamım. Vükelanın ihtilafına karışmak bana yakışmaz. Ben herkesle barışığım. Behemehal bir bayrak altına girmek lazım gelirse, Bayezid meydanında bir bayrak açıp yalnızca altında otururum.

Lofca’da başlayan hayat

Ahmed Cevdet Paşa, 1823 yılının 26/27 Mart Salı’yı Çarşamba’ya bağlayan gece (Hicri 13-14 Receb 1238) Osmanlı Devleti’nin Tuna eyaleti kasabalarından, şimdi Bulgaristan hududu dahilindeki Lofca’da dünyaya geldi. Asıl adı Ahmed olup, Cevdet mahlasını -o zamanlar adet olduğu üzere- İstanbul’da öğrenim gördüğü sırada sair Süleyman Fehim Efendi kendisine vermişti (1843).

 Babası Lofça ileri gelenlerinden ve meclis-i idare azasın­ dan Hacı İsmail Ağa, annesi yine Lofça’lı Topuzoğlu hanedanından Ayşe Sümbül Hanımdır. Büyükbabası Hacı Ali Efendi de Lofça ayanlarının katipliğini ve kahyalığını yapmış münevver bir zattı. Hacı Ali Efendinin babası Ahmed Ağa, Lofça müftüsü İsmail Efendi’nin oğlu idi. İsmail Efendi de, 1711 tarihli Prut muharebesi sırasında Kırklareli’nden Lofça’ya göçen Yularkıranzade Ahmed Ağa’nın oğludur.

 Hacı Ali Efendi, torunu Ahmed’in parlak ve gele­ cek vaat eden zekasını daha o günlerde sezmiş olmalıdır ki, bu sebepten onu, ilmiye mesleğinde yetiştirebilmek için Lofça’nın en meşhur alimlerini seferber etti.

Ahmed (Cevdet) Efendi, dedesinin teşviki ve desteğiyle Lofça müftüsü Hafız Ömer Efendi’den Arapça okuyarak tahsil hayatına başladı. Kısa zamanda İslami ilimlerle ilgili kitapları okuyacak derecede ilerleme gösterdi.

Ardından kadı naibi Hacı Eşref Efendi ve müftü Hafız Mehmed Efendi’den çeşitli dersler aldı. Halebi’nin Mülteka kitabı gibi fıkıh ilminin en mühim eserlerini tedris etmesi, onun Lofca’da aldığı tahsilin seviyesini göstermektedir.

Hatta Hafız Mehmed Efendi’den dersler alırken, müftü müsevvidliği vazifesini de yapmağa başlamıştı. Fetvaların ilk müsveddelerinin kaleme alınması işi olan fetva tesvidi, yalnız fıkıh bilmeyi değil, iyi bir münşi olmayı, yani yazı yazma sanatında da mahir olmayı icap ettirir.

Zira fetvayı müsvedde halinde tanzim edip hazırlayabilmek için fazla sözden sakınmak; meseleyi, nazara alınması icab eden bütün fıkıh kayıtlarını ihtiva eder surette tasvir ve tahrir edebilmek şarttır. Bu da, Ahmed (Cevdet) Efendi’nin genç yaşta ulaştığı ilmi dereceyi göstermektedir.

Büyükbabası fıtraten zeki ve kabiliyetli gördüğü torununun çalışmasından ve gayretinden çok memnundu. Muhtemelen

Lofça’daki hocalarının da arzusu üzerine Ahmed’i, tahsilini daha da ileri seviyeye götürmesi için 1839 (hicri 1255) yılı başlarında İstanbul’a gönderdi. Ahmed (Cevdet) Efendi, son beş asrın bu en büyük ilim ve irfan merkezinden azami derecede istifade etmeye hazırdı.

Eline geçirdiği fırsatı en iyi bir şekilde değerlendirecekti. İstanbul’a gelir gelmez Fatih Çarşamba pazarında bulunan Papasoğlu Medresesinde bir hücreye yerleşti ve derhal Fatih Camiinde ilim tahsiline başladı. Ahmed Cevdet Efendi o günlerini şöyle anlatmaktadır:

“İstanbul’a geldikten bir kaç ay sonra, Sultan II. Mahmud Han hazretleri ahirete irtihal eyledi. Yerine oğlu Sultan Abdülmecid Han hazretleri geçti. Kısa bir müddet sonra Tanzimat Fermanı ilan olundu. Yeni kanunlardan büyük pederim aleyhte, pederim ise lehte etkilenmişti.

Alem bu ya, hangi rüzgar esse, nahüdaların kimine muvafık olur; kimine muhalif düşer.

Artık büyük pederim ewelki kadar akçe gönderemez olduğu cihetle, pederimin ianesine mecbur kalmıştım.4 Nitekim çok geçme­ den bütün ihtiyacım pederimin gönderdiği akçelere bağlı kaldı. Fakat medreseler kanaat yuvası olup, talebe pek az masrafla geçimini temin eder olduğundan, ben diğerlerine nisbetle beyler gibi idim. Daima talebeden biri yemek pişirir ve sair hizmetleri görürdü. Ben yalnız masrafını verirdim ve vakitlerimi mütalaa ile geçirirdim. Medreselerde daima böyle boğaz tokluğuna hizmetkar bulunur ve insan pek az masrafla idare edebilirdi.”

Ahmet Cevdet Efendi, İstanbul’un ilmi muhitlerinde kısa müddet zarfında kendini gösterdi. Devrin meşhur alimleri Hafız Seyyid Efendi, Doyranlı Mehmed Efendi, Vidinli Mustafa Efendi, Kara Halil Efendi ve Birgivi Hoca Şakir Efendi’nin derslerine devam etti. Ayrıca Miralay Nuri Bey ve Müneccimbaşı Osman Sabit Efendi’den hesap, cebir, hendese gibi dersler gördü.

 Bu arada ilmi ve edebi cemiyetlere de girdi. Devam ettiği İstanbul Çarşamba’daki Murad Molla Tekkesi’nin şeyhi Mehmed Murad Efendi’den Mesnevi okuyarak Farsça bilgisini derinleştirdi ve kendisine mesnevi-hanlık icazeti verildi. Ayrıca yukarıda ismi geçen sair Süleyman Fehim Efendi’nin Karagümrük’teki konağına devam edip ondan Şevket ve…

Kitap “Ahmed Cevdet Pasa Ve Mecelle” hakkında daha fazla bilgi edinmek için Ücretsiz pdf olarak almak için aşağıdaki indirme düğmesini tıklayın

Bozuk bağlantıyı bildirin
Siteyi Yardim Et


for websites