Skip to content
Home » Bedai’ut Tefsir- İbn Kayyim el-Cevziyye pdf indirin

Bedai’ut Tefsir- İbn Kayyim el-Cevziyye pdf indirin

BEDAI'UT TEFSIR- İBN KAYYIM EL-CEVZIYYE
  • Kitap başlığı:
 Bedaiut Tefsir
  • Yazar:
Ibn Qayyim, Yusri es-Seyyid Muhammed
  • Kitap Sayısı
2800
  • Dil:
Türkçe
  • Görünümleri:

 536 total views,  2 views today

  • PDF Doğrudan  
İndirme için tıklayın
  • Satın al  
Kağıt Kapak için

Bedai’ut Tefsir- İbn Kayyim el-Cevziyye – Derleyen: Yusri es-Seyyid Muhammed

Bedai’ut Tefsir

FATİHA SÜRESİ  – 7 Ayet

Rahman ve Rahim Allah ‘ın adı ile.

1. Rahmôn ve Rahim Allah ‘ın adı ile.

2-4. Hamd alemlerin Rabbi, Rahmôn, Rahim ve Din gün ü’nün maliki olan Allah ‘adır.

5.         Yalnız Sana ibadet eder, yalnız senden yardım dileriz.

6          Hidayet eyle bizi dosdoğru yola.

7.         Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna. Gazaba uğrayanların ve yolunu sapıtanlarınkine değil … (Amin: Kabul buyur. .)

Tefsiri:

Fatiha’ya tam hakkını vererek okursan başından sonuna kadar Allah’ın, kul­ların fiillerini yarattığına apaçık delalet ettiğini görürsün. Zaten ona hamd etmek , ve onun alemlerin Rabbi oluşu bunun dışında bir şeyi gerektirmez.

Bu durumda melekler, cinler, insanlar, kuşlar ve vahşi hayvanlar gibi yer ve gök halkının gücü­nün yettiğine güç yetiremeyen ve onların kaderine hükmedemeyen birine nasıl hamd edilir?

Kullar böyle birinin takdir etmediği ve dilemediği şeyleri yaparlar. O ise onların çoğunun yapmayacağı şeyi diler.

O, olmayacak şeyleri ister, fakat istemediği şeyler oluşur. Şu halde Allah’ın bütün övgülere layık oluşu ve her türlü noksandan uzak olan mükemmel yaratıcılığı böyle bir durumla çelişmez mi?

“(Rabbimiz!) Ancak sana ibadet ederiz ve yalnız senden medet umarız” ayeti, doğru yoldan çıkmış olan Mu ‘tezile ve Cebr taifelerinin her ikisinin görüşünü de geçersiz kılar. Çünkü kulun fiilini ve kulluk edişini ispat etmektedir.

Gerçekten de ibadet eden odur. Ancak bu ibadet ancak alemlerin Rabbi’riin yardımıyla mey­dana gelmektedir.

Eğer o yardımı, takdiri ve dilemesi olmasa kul buna asla güç yetiremez ve imkan bulamaz. O halde fiil kuldan, güç-kuvvet vermek ve yardım etmek ise Allah’tandır.

“Bizi doğru yola ilet!” ayeti doğru yola iletmeye güç yetirenden hidayet iste­meyi içermektedir. Hidayet onun elindedir. Dilerse onu kuluna verir, dilemezse vermez. Hidayet; hakkı bilip onunla amel etmektir. Allah Teala’nın hakkı bilip uy­gulama özelliği vermediği kimsenin hidayet bulmasına imkan yoktur. Doğru yolu bulmayı garantileyen hidayeti Allah tekeline almıştır.

“Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; Allah dilediğine hidôyet verir”1 Bu, şu ayetle çelişmez:

“Şüphesiz ki sen doğru bir yolu göstermektesin. “2

O hidayet; kula, doğru yolu isteme, sevme, tercih etme ve uygulama özelliği vermesidir. Allah’ın kendisine yakın kıldığı bir meleğin yahut elçi kılınmış bir peygamberin böyle bir hidayette bulunma yetkisi yoktur. Allah bu hidayet hakkında şöyle buyurmaktadır:

Çünkü bu ayetteki hidayet; doğru yola çağırmak, ona klavuzluk etmek ve onu öğretmek manasındadır. Yüce Allah’ın, Semud’a doğru yolu gösterip de onların körlüğü, görmezden gelmeyi tercih ettiğine dair ayetteki hidayet de bu manadadır. Bu hidayet hakkında Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Allah bir topluluğu doğru yola ilettikten sonra, sakınacakları şeyleri kendi­lerine açıklayıncaya kadar onları saptıracak değildir. “3

Allah, sapkın kimselere, ileri sürebilecekleri hiçbir bahane bırakmayan doğ­ru yolu gösterme anlamındaki hidayeti vermiş, fakat hakkı bilip onu uygulama anlamındaki hidayeti ise vermemiştir.

Onlara doğru yolu göstermesi, adaletinin; hidayet vermemesi ise hikmetinin gereğidir. Doğru yolu bulamama konusunda uydurabilecekleri hiçbir mazeret bırakmayan hidayeti onlara göstermiş, layık olmadıkları hakkı bilip uygulama özelliğini ise onlardan esirgemiştir.4

Fatiha’nın iki kuvveti vardır: Biri ilmi-teorik kuvvet, diğeri ise iradi-ameli/ pratik kuvvet. İnsanın tam manasıyla saadeti ilmi ve iradi güçlerinin tamamlanıp olgunlaşmasına bağlıdır.

Bu ise, ancak yaratıcısını, onun isimlerini ve sıfatlarını, ona ileten yolu, nefsini, onun kusur ve zararlarını bilmekle mümkün olur. İnsanın ilmi kuvveti bu beş şeyi bilmekle mükemmel hale gelir.

 İnsanların en bilgini bu beş şeyi en iyi bilen ve kavrayandır. İradi-ameli gücün tamamlanması ise ancak Yüce Allah’ın kulu üzerindeki haklarına riayet etmek, onların gereğini ihlasla, doğrulukla, itaatkarlıkla, iyilikle ve onun lütfunun bilincinde olarak devamlı bir şekilde yerine getirmekle mümkündür.

Ayrıca, kişinin, Allah’ın haklarını eda et­mede aciz olduğunun da bilincinde olmalı, ona layık kulluk edemediğini düşü­nerek utanmalı, bu iki kuweti ancak onun yardımıyla elde edip kemale erdire­bileceğini bilmelidir.

İnsan, Allah’ın dostlarını ve kendine yakın kullarını ilettiği doğru yola kendi­sini de iletmesi ve bu yoldan çıkmaktan kaçınmasını sağlaması için ona muhtaç­tır. Bu yoldan çıkmak, insanın ilmi veya ameli kuvvetindeki bozulmalardan kay­naklanır. İlmi kuvvetteki bozulma sapıklığa, ameli kuwetteki bozulma ise gazaba sebep olur. İnsanın mükemmelliği ve saadeti ancak bu hususların tamamlanma­sıyla mümkündür. Bunları ise Fatiha suresi tamamıyla içermektedir:

“Hamd (övme ve övülme), atem/erin Rabbi Allah ‘a mahsustur. O, Rahman dır ve Rahim ‘dir. Ceza gününün malikidir. ” ayetleri, ilk maddeyi, yani Yüce Yaratıcı’nın ve onun isim, sıfat ve fiillerinin bilinmesini içerir. Bu surede zikredilen “Allah, Rab ve Rahman” isimleri Allah’ın güzel isimlerinin (esma-yı husna) temelleridir. “Allah” ismi üluhiyet sıfatlarını kapsar. “Rab” ismi yaratıcılık sıfatlarını kapsar. “Rahman” ismi ise ihsan, cömertlik ve iyilik sıfatlarını kapsar. Allah’ın bütün isimleri hep bu sıfatlarla ilgilidir.

“(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız” ayeti Allah’a ileten yolu bilmeyi kapsamaktadır. Bu yol; onun sevdiği ve hoşnut oldu­ğu şekilde ve onun yardımıyla sadece ona ibadet etmektir.

“Bize doğru yolu göster!” ayeti, kulun saadetinin sadece doğru yolda devam etmesi ile mümkün olduğunu ve bunun da ancak Rabbinin hidayeti sayesinde olduğunu, açıklar. Bu ayet, Allah’ın yardımı olmadan kulun ibadet edemeyece­ğini kapsamaktadır.

“Gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil!” ayeti ise, doğru yoldan çıkmanın iki şeklini açıklamaktadır. Biri, bilgi ve itikadın bozulmasından kay­naklanan sapıklığa düşmek; diğeri ise uygulamadaki bozukluktan dolayı gazaba uğramaktır.

Surenin başı rahmet, ortası hidayet, sonu ise nimettir. Kul, Allah’ın hidayetinden nasiplendiği ölçüde onun nimetine ve rahmetine ermiştir. Çünkü her şey onun nimet ve rahmetine döner.

Nimet ve rahmet onun yaratıcılığının gereklerindendir. O, rahmet ve nimet sahibidir. Bu üluhiyetinin gereklerindendir. İnkarcılar ne kadar inkar ederse etsin, müşrikler ne kadar ortak koşarsa koşsun

Bedaiut Tefsir” kitap hakkında daha fazla bilgi edinmek için Ücretsiz pdf olarak almak için aşağıdaki indirme düğmesini tıklayın

Bozuk bağlantıyı bildirin
Siteyi Yardim Et


Arapçayı Sıfırdan Akıcı Olmaya Öğrenmek İçin Tıklayınız

1 thought on “Bedai’ut Tefsir- İbn Kayyim el-Cevziyye pdf indirin”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *