hacc
  • Kitap başlığı:
 Hacc
  • Yazar:
Ali Şeriati
  • Kitap Sayısı
229
  • Dil:
Türkçe
  • Görünümleri:
  • PDF Doğrudan  
İndirme için tıklayın
  • Satın al  
Kağıt Kapak için

Hacc – Kitap örneği

İÇİNDEKİLER

 YAYINCININ NOTU ……………………. 4

GİRİŞ: OKUYUCU İLE HASBİHAL

  • Ters Dönmüş Post Elbise …………………… 7
  • Yirmiüç Günde Yirmiüç Yıl ………………. 11
  • İbrahim’le Sözleşme ………………………. 14
  • Menâsik……………………………………. 14
  • BÖLÜM
  • HACC
  • Hacc ………………………………………. 25
  • Buluşma Zamanı ………………………… 27
  • Mîkât’ta İhram …………………………… 30
  • Niyet………………………………………. 34
  • Mikat’ta Namaz …………………………. 35
  • Yasaklar……………………………………..37
  • Ka’be ………………………………………..43
  • Tavaf……….. 49
  • Haceru’l-Esved: Bîat………………………..52
  • Makâm-ı İbrahim …………………………58
  • Sa’y ………………………………………….62
  • Umre/Küçük Hacc’ın Tamamlanışı ………74

H. BÖLÜM BÜYÜK HACC

  • Büyük Hacc…………………………………79
  • Arafat ………………………………………81
  • Meş’ar……………………………………….89
  • Minâ ………………………………………104
  • Şeytan Taşlama ……………………………..114
  • Kurban………………………………………116
  • Teslis Putları ……………………………….. 137
  • Bayram …………………………………… 146
  • Bayramdan Sonra İki Gün Vakfe …………. 146
  • Genel Bir Bakış ………………………….. 152
  • Bayram Sonrası Taşlama……………………. 153
  • Vahyin Son Mesajı ……………………….. 157
  • Sonuç ……………………………………..184
  • Dönüş …………………………………….. 185

BÖLÜM

  • ŞEHÂDET: HACC’DAN DAHA BÜYÜK İBADET
  • Notlar …………………………………….196
  • Resim 1 ……………………………………206
  • Resim 2 ………. ……………………………207

Ters Dönmüş Post Elbise

ir “din bilimci”, özellikle de “dinler tarihçisi” olarak, Francis Bacon’un ifadesiyle “dinî duygu ve fırka btaassubu karışmış bir bakışaçısı”yla, tarihin dinî

“misyon”larını, her dinin2 “tarihî değişim süreci” ni incelediğim, “önceden özde var olan” la “sonradan var olmuş olan” ve ondan sonra “fasıla”ları, yani dinlerin “hakikat”i ile

“realite”si arasındaki mesafeleri karşılaştırdığım zaman şu sonuca ulaştım:3 “Her dini, insanın kurtuluşunu uhdesine alan misyon

açısından değerlendirdiğimizde, sosyal gelişimde, -bilinç, hareket, sorumluluk, insanî idealizm, sosyal bakışaçısı, adaletçilik ruhu, onurunu muhafaza etme ruhu ve nihayet gerçekçilik, tabiatçılık, maddi güçle uyum, bilimsel ilerleme, yaratıcılık, medeniyet, fikrî mücadele ruhu ve halkçılıkta… – Hz. Muhammed’in (s.) risâletinin, yani İslam Dininin İbrahimî Tevhid mektebinden daha ileri, daha vâkıf ve daha güçlü bir risâlet tanıyamıyorum.”

“Fakat aynı zamanda İslam kadar çökme doğrultusunda ilerlemiş olan ve “önceden özde var olan”la “sonradan olmuş olan” arasında tenakuz derecesinde bir mesafe açmış olan bir risâlet de tanımıyorum.”!

“Eğer siz, günümüz İslâm’ını çökmüş olan diğer dünya dinleriyle mukayese ederseniz, benim bu yargımı, doğru bulmayabilirsiniz. Fakat böyle bir mukayese doğru değildir. Her hakikatin sapma derecesini, o hakikatin kendi serüveni içinde değerlendirmek, ilk seyir çizgisi ve ilk hareket noktasıyla ölçmek gerek.”

 “Ve yine biz, aynı yöntemle, İslâm mezhepleri arasında

bir mukayese yapsak, İslâm dahilinde bulunan Şia’yı, dinler arasında İslâm’ı nasıl görüyorsak öyle görürüz.”

Hayret!

Diğer dinlerin “hakikat’i ile “realite”si arasında karşılaştırma yapıldığında “ihtilaf” kelimesi kullanılabilir.

Halbuki İslâm ve Şia’nın tarihî yazgısıyla İslâm ve Şia’nın “tabiat”ı mukayese edildiğinde, böyle bir kelime, tam olarak uygun düşmez. Onun yerine “tezat” veya “tenakuz” sözcüğünü kullanmak, daha uygun olur.4

Daha da şaşılacak olan şu ki!:

Bütün maddî, manevî, açık, gizli amil ve imkanlardan oluşmuş bir güç, en güçlü ve en seçkin tarih felsefecileri, sosyologlar, antropologlar, filozoflar, beşerî bilim uzmanları, din bilimciler, sosyal psikologlar, siyasetçiler,

doğubilimcileri, İslâmbilimcileri, Kur’an bilimcileri, fakihler, hikmet, irfan ve İslâmî edebiyat uzmanları ve Ortadoğu

halklarının sosyal geleneklerini, ruhî ve fikrî özelliklerim, Ortadoğu toplumları ve düzeylerindeki zaaf noktalarını, duyarlılıkları, sosyal ve sınıfsal davranışa özgü eğilimleri iyi bilen kimselerden ibaret bir heyet görevlendirilmiş sanki.

Hangi amaçla? Elbette halkın ve çevrenin tam ve.bilimsel bir incelemesini yapıp İslâm’ı derin bir şekilde tanıyarak, İslâm’ı kelimenin tam anlamıyla “ters döndürmek” amacıyla… Zira apaçık ortadadır ki söz konusu olan, bir dinin tabiî değişimi

ve yıkılışı değildir. Bilakis İslâm’da ortaya çıkan şey “ters dönmüşlük”tür. Bu öyle tam bir ters dönmüşlük ki tesadüfle izah edilemez. Bu, tarihteki tabiî bilinçsiz faktörlerden, yabancı kültürlerle karşılaşmadan doğmuş veya İslâm’a girmiş olan milletlere özgü kavmî, sınıfsal ve geleneksel görüşlerin tesiri altında

ortaya çıkmış ya da genellikle fikrî bir ekole veya dinî bir imana etkide bulunan, onu değiştirip saptıran başka bir tarihî, sosyal ve kültürel zorunluluk, şart ve sebeplerin tesiriyle kendini göstermiş de değildir, aksine öyle görülüyor ki İslâm’da bu ters dönmüşlük, çok bilinçli ve gelişmiş olarak ortaya çıkmıştır; öyle ki İslâm’ın en ileri itikadî ve amelî boyutları, en yıkık anti sosyal etkenler haline gelmiştir.

İlginç olan şu ki burada da özellikle Şia, böyle bir yazgıya sahiptir. Birbirine benzeyen iki tabiatın, benzer iki yazgıya sahip olması, anlaşılır bir durumdur. Daha doğru, bir ifadeyle Şia’nın, İslâm misyonunun en ileri tecellisi olduğu gibi, bu ters döndürmede İslâm misyonunun fiilen çökmüş görüntüleri haline gelmesi de tabiîdir.

Anladığım kadarıyla İslâm’ın, takipçilerinin bilgi, bilinç, özgürlük, hareket ve onurlarını garanti altına alan, hepsinden de öte, sosyal güç ve sorumluluk oluşturan en ileri itikadî ve amelî boyutları, şu üçünden ibarettir: Tevhid, Cihad ve Hacc.

Tevhid öğretiminin, okullarda son bulduğunu görüyoruz. Sonra gündeme gelse bile sadece ilahî bilgelerin ve Rabbani ariflerin toplantılarında gündeme geliyor. O da kelamî ve felsefî tartışmalar, hayattan kopuk ve halka yabancı zihniyetler ve daha çok da Allah’ın varlığının isbatı biçiminde sözkonusu ediliyor. Yani tevhid değil gündeme getirilen. Pratikte tevhid hiç demek! Yani hallolmuş bir mesele!

Ve bu daha ziyade düşmanın formasıyla oluyor, en azından düşmanın çıkarına uygun olarak yapılıyor! Ve cihad! Tarihte bırakılmış, unutulmuş bir sözcük; cihadın felsefesi olan emr bilmaruf nehy ani’il-münker ise tekfir topuzu: düşmanın başına değil, dostun başına inen topuz! Ve Hacc: Müslümanlar arasında her yıl tekrar edilen en çirkin, en mantıksız eylem!

Ve işte insanî kılavuzluğu, özgürlükçü ruhu ve devrimci sorumluluğu, Ali’yi seven müslümanlara ilham eden, Şia’nın kendine özgü en ileri itikadî ve amelî boyutları: İmamet, Aşûra ve intizâr.

Bunlardan birincisinin, teklif karşısında tevessül aracı olduğunu, ikincisinin “musibet” mektebi, üçüncüsünün ise teslimiyet, zulmü ve fesat zorbalığını tevil felsefesi, ıslah yolunda atılan her adımın ve adalet yolunda yapılan her kıyamın peşinen mahkumiyeti felsefesi olduğunu görüyoruz!

Bütün bunları bir siyasetle elde ettiler: “Dua kitabı”nı kabristandan alıp şehre getirirken Kur’an’ı hayat şehrinin içinden kabristana götüren ve ölülerin ruhlarına gönderen bir siyasetle.

Bu siyaset, dinî ders havzalarında “usul”ü, İslâmî ilimler öğrencilerinin önüne koymuş ve Kur’an’ı ellerinden alarak

öğrencinin odasının rafına koymuştur. Açıktır ki Kur’an hem müslüman toplumun hayatını, hem de İslam’ı terketmiştir!

Onun yokluğunda her iş yapılabilir; nitekim her işi de yapmışlardır!

Bir aydın, kendi halkına karşı; bir müslüman, imanına karşı sorumluluk duygusu taşır. Bir müslüman aydın ise iki yönlü bir sorumluluğa sahiptir. O, hem imanının, aşkın değerlerinin başkalaşımından, hem de halkının çöküşünden ıstırap duyar. Onun gördüğü en büyük ıstırap ise toplumunun, ölü bedene hayat veren, kör gözü görür yapan Mesihî ruhlarla birlikte olduğu halde ölüp, gitmesi ve görmez olmasıdır! Bu müslüman aydın İslâm ve Şia’ya – müslüman topluma ve Şiî halka -karşı, özellikle İslâm ve Şia’nın bu en yapıcı üç boyutuna karşı nasıl bir duyguya ve ne gibi bir sorumluluğa sahip?

Acaba sessiz kalabilir mi? Acaba Batılı bir ideolojiye tutunmak, derde derman, halk için kurtuluş yolu mudur

Kitap “Hacc” hakkında daha fazla bilgi edinmek için Ücretsiz pdf olarak almak için aşağıdaki indirme düğmesini tıklayın

Bozuk bağlantıyı bildirin
Siteyi Yardim Et


for websites