Skip to content
🤖 Chat with our bot about faith ☪️, life 🌍 & books 📖 Chat Now
English PDFs Search
Home » Muttefekun Aleyh Hadisler pdf indirin

Muttefekun Aleyh Hadisler pdf indirin

MUTTEFEKUN ALEYH HADISLER
  • Kitap başlığı:
 Muttefekun Aleyh Hadisler
  • Yazar:
Abdullah Feyzi Kocaer
  • Kitap Sayısı
720
  • Dil:
Türkçe
  • Görünümleri:
  • PDF Doğrudan  
İndirme için tıklayın
  • Satın al  
Kağıt Kapak için

MUTTEFEKUN ALEYH HADISLER – Örneği

İçindekiler – MUTTEFEKUN ALEYH HADISLER

  • SUNARKEN YAYINCIDAN GİRİŞ
  • Müttefekun Aleyh Hadisler
  • Hadîsler Arasında Üstünlük Ayrımı Yapılabilir mi? Müttefekun Aleyh Hadisler Üzerine Yazılan Kitaplar Bizim Çalışmamız
  • Mukaddime
  • İman Bölümü(Kitâbu’l-îmân)
  • Temizlik Bölümü(Kitâbu’t-Tahâra)
  • Hayz Bölümü(Kitâbu’l-Hayz)
  • Namaz Bölümü(Kitâbu’s-Saiât)
  • Mescidler ve Namaz Kılınan Yerler Bölümü(Kitâbu’l-Mesâcid ve Mevâzii’s- Salât)
  • Yolculann Namazı ve Namazın Kısaltılması Bölümü(Kitâbu Safâti’l- Müsâfirîn)
  • Cuma Namazı Bölümü(Kitâbu’l-Cumua)
  • İki Bayram Namazı Bölümü(Kitâbu Salâti’I-îdeyn)
  • Yağmur İsteme Namazı Bölümü(Kitabu Salâti’l-İstiskâ)
  • Güneş ve Ay Tutulma (Küsûf) Namazı Bölümü(Kitâbu’l-Küsûf) Cenaze Bölümü(Kitâbu’l-Cenâiz)
  • Zekât Bölümü(Kitâbu’z-Zekât)
  • Oruç Bölümü(Kitâbu’s-Sıyâm)
  • İtîkâf Bölümü(Kitâbu’l-İ’tikâf
  • Hac Bölümü(Kitâbu’l-Hacc)
  • Nikâh Bölümü(Kitâbu’n-Nikâh)
  • Süt Emme ve Süt Kardeşliği Bölümü(Kitâbu’r-Radâ) Boşanma Bölümü(Kitâbu’t-Talâk)
  • Laneti Eşm e Bölümü(Kitâbu’l-Liân) Köle Azat Etme Bölümü(Kitâbu’-Itk) Alışveriş Bölümü(Kitâbı-Buyû)
  • Bağ-Bahçe Sulama Ortakçılığı Bölümü(Kitâbu’l-Musâkâ) Ferâiz (Miras Hukuku) Bölümü(Kitâbu’l-Ferâiz)
  • Hibe ve Bağışlar Bölümü(Kitâbu’l-Hibât) Vasiyetler Bölümü(Kitâbu’l-Vasıyye)
  • Adak Adama Bölümü(Kitâbu’n-Nüzür) Yeminler Bölümü(Kitâbu’l-Eymân)
  • Kasa m e Bölümü(Kitâbu’l-Kasâme)
  • Sınırları Çizilmiş Cezalar (Hadler) Bölümü(Kitâbu’l-Hudûd) Yargı ve Yargı İlkeleri Bölümü(Kitâbu’l-Akziye)
  • Buluntu ve Kayıp Bölümü(Kilâbu’l-Lukata)
  • Cihad ve Siyer Bölümü(Kitâbu’t-Cihâd ve’s-Siyer) Yönetim ve Yöneticilik Bölümü(Kitâbu’l-İmâra)
  • Avlanma – Hayvan Kesimi ve Eti Yenen Hayvanlar(Kitâbu’s-Sayd ve’z- Zcbâih)
  • Kurban ve Kurban Kesme Bölümü(Kitâbul-Edâhî) Yeme İçme Bölümü(Kitâbu’l-Eşribe)
  • Giyim-Kuşam Bölümü(Kitâbu’l-Libâs ve’z-Zîne) Âdâb Bölümü(Kitâbu’l-Âdâb)
  • Selâm Bölümü(Ki tâ bu’s-Selâm)
  • Edep Sözleri Bölümü(Kitâbu’l-Elfâz fi’I-Edeb) Şiir Bölümü(Kitâbu’ş-Şi’r)
  • Rüya Bölümü(Kitâbu’r-Ru’yâ)
  • Üstün Şahsiyetler (Fezâil) Bölümü(Kitâbu’l-Fezâil)
  • Sahabenin Üstünlükleri Bölümü(Kitâbu Fezâili’s-Sahâbe) Akrabalık İlişkileri Bölümü(Kitâbu’l-Birr ve’s-Sıla)
  • Kader Böİümü(Kitâbu’l-Kader)
  • İlim Bölümü(Kitâbu’l-ilm)
  • Zikir ve Dua Bölümü(Kitâbu’z-Zikr ve’d-Duâ ve’t-Tevbe ve’-İstiğfar) Tevbe Bölümü(Kitâbu’t-Tevbe)
  • Münafıkların Özellikleri Bölümü(Kitâbu Sıfâti’l-Münâfıkîn ve Ahkâmuhu) Âhir Zaman Olayları (Fitneler) Bölümü(Kitâbu’S-Fiten ve Eşrâti’s-Sâati) Kalbi incelten Öğütler Bölümü(Kitâbu’z-Zühd ve’r-Rakâlk)
  • Tefsir Bölümü(Kitâbu’t-Tefsîr) Kaynaklar

Müttefekun Aleyh Hadisler

Müttefekun aleyh anlam olarak, üzerinde ittifak edilen herhangi bir konu, söz veya mesele, demektir. Bu terimin, İslâmî ilimler sahasında değişik anlamlarda kullanıldiğı görülür Sahabe tarafından müttefekun aleyh olan hususlar, bütün sahabenin ittifak ettiği ve hiç birinin muhalefet etmediği hususlardır. Fıkıh sahasındaki müttefekun aleyh ise, imam ve müctehidlerin İttifak ettikleri hükümlerdir. Bu hükümlerle ilgili ittifaka ayrıca “İcma”da denilmektedir.

Abdestin namaz için şart oluşu, günde beş vakit namazın farz olarak kılınışı, sahabe ve fukahanın ittifakı için örnek olarak gösterilebilir. Aynca bir mezhep bünyesindeki müctehitlerce müttefekun aleyh olan hususlar da vardır. Hanefi mezhebinde İmam Ebu Hanife, Ebu Yusuf ve Muhammed’in ittifak ettiği hususlar gibi.

Hadiste müttefekun aleyh: Bir hadisin sıhhati üzerinde hadis imamlarının birleştiği ve hepsinin o hadis için sahih olduğu kanaatına vardıkları hadislerdir. Hadis imamları böyle hadisler çin genellikle ‘bu hadisin sıhhati müttefekun aleyhtir1 ifadesini kullanırlar.

Bu arada İbni Mende’nin, (v. 395) kitabında rivayet ettiği hadisleri şahitleriyle takviye ederken “…Bu hadis, sıhhati üzerinde birleşilen bir hadistir…bu isnadlann tümü makbuldür, Muhammed b. İsmail {ButârD ve Müslim b. Haccâc ile diğer hadisciler cemaati rivayet etmiştir[3] diye belirterek dördüncü asrın sonlarında görülmeye başlayan, beşinci asrın başlarında Hâkim Neysâbûrî (v. 405) ile gelişen, altıncı ve bundan sonraki asırlarda sıklıkla rastlanan ve artık bir anlama odaklasan diğer bir kullanım ise Buhârî ve Müslim’in bir konuda, aynı sahabiye dayanarak rivayet ettiği hadislerdir.

Bu son tarif artık günümüze kadar bu şekilde kullanılmakta olup kitabımızın ismini verdiğimiz “Mütefekun Aleyh Hadisler” terimi bu anlamı içermektedir.

Bu tür hadisler, hadis kitaplarında zikredildiğinde, hadislerin sonunda “Bu, müttefekun aleyh bîr hadistir” veya “Bu hadisi, Buhârî ve Müslim rivayet etmiştir” seklinde ifadeler yer almaktadır.

Bu iki hadis imamının kitaplarına aldıkları hadislerin en güvenilir olması ve sıhhati konusunda gösterdikleri titizlik, kitaplarının el üstünde tutulmasına neden olmuştur. Öyle ki, kendilerinden sonra gelen pek çok âlim nazarında, bir hadisin Sahîh-i Buhârî ve Sahîh-i Müslim’de bulunması hadisin sahih olması için yeterli görülmüştür. İslâm dünyasında büyük bir itibar kazanmış, içerdikleri hadislerin sahih olduğuna dair pek çok âlim ittifak etmiştir.

Hadis ilminin, âdeta Buhârî, Müslim ve onun çağındaki âlimler döneminde varacağı en büyük zirveye ulaştığını söyleyen İbni Esîr, (v. 600) Buhârî ve Müslim, hakkında şu tespitlerde bulunmaktadır. “Her ikisi, kitaplarına Sahîh ismini vermişler ve kitaplarına böyle Sahih ismini veren ilk kimse olmuşlardır. Şüphesiz bu iki âlîm, söyledikleri söze sadık kalmışlar, vardıkları kanaatleri doğrulanmışlardır. İşte bu nedenle Allah, onları doğuda ve batıda; denizde ve karada büyük bir kabul görme ile nzıklandırmıştir… Bunun böyle olmasının nedeni niyetlerinin doğru, kalplerinin ihlaslı, kitaplarına aldıkları hadislerin sahih olmasındandır.

Buhari ve Müslim, hadis rivayetinde son derece ciddi ve titiz davranmışlar, yalan söylediği tespit edilen kimselerden hiç bir surette hadis rivayet etmemeye büyük gayret göstermişlerdir. Bu iki âlimin rivayet ettikleri hadisler özellikle İkisinde

ortak bulunan hadisler, pek çok âlim nazarında en sahih hadis ve Kur’an-ı Kerim’den sonra en güvenilir hüküm olarak kabul edilmiştir.

Hâkim Neysâbûrî (v. 405), el-Medhal ila’s-Sahîh isimli kitabında sahih hadisleri on kısma ayınr ve birinci tabakada Buhârî ve Müslim’in rivayet ettikleri hadisler olduğuğun belirtir.

Hâkim Neysâbûrî’nin bu taksimini Ebû’i-Fadl Muhammed b. Tahir el-Makdisî (v. 507) ondan sonra Ebû Muhammed Hüseyn el-Ferra el-Bağavî (v. 516) devam ettirir. Bunlardan sonra Kadı İyaz (v. 544) gelmektedir. Kendisi, İmam Malik’in Muvattası ile Buhârî ve Müslim’in kitabına öncelik vermekte ve şöyle demektedir: “…Bu üç kitabın diğer kitaplara önceliği ve İslâm dünyasındaki âlimlerce sahih kabui edilmeleri hususunda icma olmuştur. Zira, bütün temel eserlerin ana kaynağı bu üç kitaptır. Hadis ilminde yapılabilecek her şey onlar tarafından yapılmıştır.

İbni Cevzi (v. 597) hadisleri alt] kısımda ele alır. Bunlann en üst tabakası müttefekun aleyh hadislerdir. Kendisi şöyle demektedir: “Hadisler alt kısımdır. Birinci kısım sıhhati üzerinde ittifak edilenlerdir. Buhârî, sahih hadisleri yazanların ilkidir, onu Müslim, takip etmiştir…İkinci kısım, sadece Buhârînin veya sadece Müslim’in rivayet ettikleri cumhurun ve hadis ehlinin sıhhatine hüküm verdikleridir. Üçüncü kısım, Buhârî’nin veya Müslim’in görüşüne göre senedi sahih olanlardır. Bunlar, bilinen bir kusuru yok ise iki imamın rivayet ettikleri hadisler içerisine dahil edilir. Bu konuda Ebû Abdullah el-Hakim, her ne kadar hataları tarüşılsa da el-Müstedrek adı ile büyük bir kitap tertip etmiştir.

Dördüncü kısım, içerisinde hafif bir zayıflık bulunan hadislerdir. Bunlar hasen hadislerdir, amel edilmeye elverişlidir. Beşinci kısım, içerisinde büyük zayıflık bulunan rivayetlerdir. Bunun durumu âlimler arsında farklıdır. Kimisi güzel işlerde bununla amel ederken bazıları içerisindeki şiddetli zayıflıktan dolayı uydurma hadisler içerisinde görür. Altıncısı, uydurma olduğu kesin olarak bilinen hadislerdir

İbni Esîr de (v. 600) Hâkim Neysâbûrî’nin taksimini takip ederek sahih hadisleri on kısma ayırdıktan sonra birinci tabakayı Buhârî ve Müslim’in rivayet ettikleri hadislere verir ve bunların sahih hadislerin en üst tabakası olduğunu belirtir.

İbni Salah (v. 643) Hâkim Neysâbûrî’nin başlattığı uygulamayı pekiştirmiş ve şöyle demiştir: “…Sahih hadislerin en üst tabakası hadis ehlinin ‘Sahihun, Müttefekun Aleyhi’ dedikleri hadislerdir. Hadis ehli bu ifade ile ümmetin bu hadisler üzerinde ittifakını değil, Buhârî ve Müslim’in ittifakını kastederler.

Bununla birlikte, Buhârî ve Müslim’in İttifak ettiklerini ümmet ittifakla kabule yönelmiş, dolayısıyla burada ümmetin ittifakı da meydana gelmiştir.

İmâm Nevevî: “Bilesin ki âlimler Kur’ân-ı Kerim’den sonra kitapların en sahihinin Sahihi Buhârî ve Sahihi Müslim olduğunda ittifak etmiştir.” demektedir. îmâm Nevevîye göre sahih hadislerin derecesi yedi kısımdır. Kendisi şöyle demektedir: “Sahih hadisler yedi kısımdır. Bunlann en üstünü Buhârî ve Müslim’in ittifak ettikleridir, bundan sonra yalnız Buhârî’nin rivayet ettiği, bundan sonra yalnız Müslim’in rivayet ettiği, bundan sonra kitaplarında bulunmamakla birlikte Buhârî ve Müslim’in şartlanna uyan sahih hadisler, bundan sonra kitabında bulunmamakla birlikte Buhârînin şartlarına uyan sahih hadisler, bundan sonra kitabında bulunmamakla birlikte Müslim’in şartlanna uyan sahih hadisler, bundan sonra da Buhârî ve Müslim’in şartlanna uymadığı halde diğer hadis imamlarının sahih kabul ettikleri hadislerdir.  Cemalüddin Kasimî, ‘Sahih Hadislerin Kısımları’ başlığı altında Nevevî’nin bu sözünü getirir.

Şah Veliyyullah Dehlevî de sahih hadisleri içeren kitapları dört tabakaya ayırmıştır: Buna göre üç kitap, İmâm Malik’in Muvattâ’sı ile Sahihi Buhârî ve Sahihi Müslim en sahih olan birinci tabaka kitaplarıdır. Onun bu tasnifi son dönem muhaddislerinden Muhammed Cemalüddin Kâsımî ve Muhammed Abdurrahmân Mübârekpürî tarafından benmisenmiş kitaplarında zikredilmiştir.

[14] Şah Veliyyullah’ın birinci tabaka saydığı üç kitaba yukanda Kadı İyaz’ında aynı şekilde baktığını görmüştük.

Hadîsler Arasında Üstünlük Ayrımı Yapılabilir mi?

Eğer bir hadisin, Hz. Peygamber (s.a.v.)’e âit olduğu kesinleşmiş ise artık bize düşen, bu hadisteki bilgiye sarılıp gereklerini yerine getirmektir. Ancak hadisin Efendimiz (a.s.)’a aidiyeti kesin değilse o zaman, bu bilgileri bize getirenlerin hangisi, doğru ve dürüst, ne söylediğine dikkat eden, duyduğunu iyi bir şekilde muhafaza edebilen kimse ise onun getirdiği bilgi, diğerlerine göre daha sağlam olacağı açıktır. İşte böyle akli bir yaklaşımla iki büyük hadis imamının titizlikle derledikleri hadisler bu açıdan diğerlerine göre daha çok itimat kazanmıştır.

Değilse bir hadisin hadis olması yönüyle hiçbir a-yinm yapmaya ne bizim bir yetkimiz var ne de başkalarının. Eğer bir kimse Sahîh-i Buhârî’deki veya Sahîh-i Müslim’deki bir hadisi, Deylemî’nin Müsned’İndeki bir hadisten üstün tutuyorsa bu, sadece ilgili kitapların müelliflerinin kitaplarını derlerken gösterdikleri titizlik nedeniyle kazandıkları itimattan dolayı olabilir.

Bunun dışında böyle bir ayrım yapmaya hiç kimsenin hakkı yoktur. Hem Buhârîden hem de Müslim’den önce yaşamış bir bakıma onlara kaynak olan Abdürrazzâk ve Ebû Bekir b. Ebî Şeybe’nin ‘Musannaf lan, Ebû Davud Tayâlsrnin ‘Müsned’i için de bu örnekleri verebiliriz. Şah Veliyyullah Dihlevî, hadis kitapları arasındaki üstünlük yönünü inceledikten sonra sözünü ettiğimiz bu kitaplar için şöyle demektedir: “… Bu kitaplar da bu kabildendir. Bunların amaçlan sadece toplamak olmuştur, ayıklamak, seçime tabi tutmak, amel edilmesini a-maçlamak gibi bir endişeleri olmamıştır

Bir hadisin gerçekten Hz. Peygamber (s.a.v.)’e ait olup olmadığını test etme hususunda takip edebileceğimiz hemen hemen tek bir yolumuz vardır ki bu da haberi getirenin durumunu araştırmaktır. Haberi getiren kimse çeşitli yönlerden bize güven veriyorsa onun getirdiği haberi kabul edebiliriz. Eğer güven vermiyorsa kabul etmeyiz.

 Bu tutum tarih biliminin, bu bilimin özel bir bölümü olan rivayet biliminin tabitadır. Bir şeyin doğru olup olmadığını ortaya koymak için her bilimin kendine has metodları vardır. Mesela kimya bilimi bir şeyin doğruluğunu test için lobaratuvarda mikroskop veya benzeri aletlerle bizzat gözle test edip öyle roparunu verir.

Bu tür bilimlerin roparlan bizzat elle tutma veya gözle görme gibi müşahadelerle verilir. Rivayet biliminin test metodunda ise bu tür bir test imkanımız yoktur. Bu nedenle geçmişe ait tarihi bilgilerin doğruluğunu test etmek için ravi değerlendirmesi dışında başka bir yolumuz kalmamaktadır.

 Buna dayalı olarak hadis ilminin imamları hangi ravi daha güvenlidir, hangi ravi zinciri daha güvenlidir, hangi şehirde oturan raviler daha güvenlidir gibi değişik araştırmalar yapmışlar ve buna göre kendilerine getirilen rivayetler arasında bir sınıflamaya gitmişlerdir. Mesela, İbni Teymiye, Medinelilerin rivayet ettiği hadisin en sahih olduğu, ondan sonra Basralıların rivayet ettiği hadisin geldiği, bundan sonra Şamlıların rivayet ettiği hadisin geldiği konusunda hadisçilerin ittifakından söz eder.

Hatib Bağdadtye göre en sıhhatli hadis senedinin Meke ve Medine halkından gelen rivayetlerdir. Memlekete göre tasnif yapıldığı gibi kişilere göre de tasnif yapıldığını görmekteyiz. Hakim’e göre, Şamlılardan gelen en sağlam rivayet zinciri ‘Evzâî, Hassan b. Atıyye, Sahabî” şeklindeki rivayet zinciridir.[17]Ahmed b. Hanbel ve İshak b. Râhûye’ye göre en sahih isnad zinciri ‘Zührî, Salim, Abdullah b. Ömer, Ömer1 şeklindeki isnad zinciridir. Yahya b. Main’e göre en sahih isnad zinciri ‘A’meş, İbrahim en- Nehâî, Alkame, Abdullah b. Mes’ûd’ şeklindeki isnad zinciridir. Buhârî’ye göre en sahih isnad zinciri ‘Malik, Nafi, Abdullah b. Ömer’ şeklindeki isnad zinciridir. Bu son verdiğimiz isnad zincirine silsiletü’z-zeheb altîn zinciri, denilir olmuştur.

Bazı sıralamaya göre de en sahih hadisler ravilerin sayısına göre yapılmaktadır. Her dönemde bir cemaat tarafından rivayet edilen hadislere mütevatir, en az üç ravi tarafından rivayet edilene meşhur, iki ravi tarafından rivayet edilene azîz, tek ravi ile rivayet edilene garîb denilmiştir.

Buna göre mütevatir en üst tabakadır, ondan sonra meşhur, ondan sonra aziz gelir. Bu şekildeki tasnifin kendi arasında değişik kısımları vardır.

Kimi âlimler bu sınıflamayı hadisleri derleyen kimselerdeki dikkat ve titizliğe göre de yapmışlardır. Bu şekilde kısımlandırma da hadislerin bulunduğu kitaplar ön plandadır. ‘Müttefekun Aleyh Hadisler’ başlığı altında isimlerini saydığımız âlimler ile isimlerini saymadığımız pek çok âlimlerin nazarında Sahîh-i Buhârî ve Sahîh-i Müslim, bu şekildeki sıralamada en üst tabakalarda yer almıştır.

Bu tür sıralamalar tamamen varılan kanata bağlı olduğu için yer yer değişik görüşlerin olması tabiidir. Ancak burada sözünü ettiğimiz genel düşünce ve kanaatlerdir. Âlimlerin bu kanaati, zamana göre de değişmektedir. Bu kanaat bazen öyle yüksek dereceye ulaşmıştır ki bunun hakkında icma sözleri söylenir olmuştur. Hatta kimilerine göre bu kanaat tartışmasız kesin bilgi derecesine yükselmiştir.

En mükemmel kitap Yüce Allah’ın Kitabıdır. Hatadan korunmuş oian da Yüce Allah’ın Peygamberidir. Bunun dışındakilerin hata yapmayacağı diye bir kural yoktur. İmam Buhârî ve imam Müslim, kendilerine ulaşan rivayetleri incelemişler ve bunlann doğru olup olamadığı hakkında bir kanata varmışlardır.

Kitaplarına aldıkları rivayetler, kendi kanatlanna göre sahih olduğuna hüküm verdikleri rivayetlerdir. Kendilerinin sahih rivayetleri elde etmek için büyük çaba sarfettikteri gerek çağdaşlan gerekse kendilerinden sonraki âlimler tarafından övgüye şayan bulunmuştur, Bir beşer olmalan hasebiyle onların da hata yapmalan mümkündür.

Bu nedenle kendilerini eleştiren kimselerin bulunabiliceği tabiidir. Ancak genel kanaata baktığımızda göz ardı dememiyecğimiz bir çoğunluğun bu iki imamın rivayetlerine önem verdiğini görürüz. Özellikle altıncı ve yedinci asırda kitaplarının doğruluğu hakkında ittifak eden âlimler olmuştur.

Müttefekun Aleyh Hadisler Üzerine Yazılan Kitaplar

Kaynakların verdikleri bilgilere göre bu konuda yazılan ilk eser erken dönem diyebiliceğimiz dördüncü asrın sonlarına kadar uzanmaktadır. [22] Her iki imamın kitapları üzerinde değişik türde pek çok çalışmalar yapılmıştır.

Bunlardan birisi de iki kitabın sadece birinde veya her ikisinde bulunan hadisleri bir araya getirme çalışmalarıdır. İki kitabı bir araya getirme çalışmalarına “el- Cem1 beyne’s-Sahihayn” denilmiştir. Bu türdeki ilk çalışma, Muhammed b.

Abdullah Cevzakî’nin (v. 388) Kitabu’1-Cem beyne’s-Sahîhayn isimli eseridir. Bizim konumuzu ilgilendiren, her iki kitapta aynı olan hadisleri bir araya getirme şeklinde hazırlanan çalışmalar ise şöyledir:

1-) Risale fî Beyâni mâ ittefekâ aleyhi’I-Buhârî ve Müslim ve mâ inferade ahaduhumâ ani’l-âhar. Ali b, Ömer ed-Dârakutnî (v. 385)

2-) Muvâkâtu’l-Buhârî ve Müslim. Muhammed b. Tâhir el-Makdisî, İbnü’l- Kaysarânî (v. 507)

3-) Umdetü’l-Ahkâm mimmâ ittefekâ aleyhi’l-İmam e!-Buhârî ve Müslim. Abdü’-Gânî b. Abdü’l-Vâhid el-Makdisî (v. 600)

4-) el-Beyân amme’ttefeka aleyhi’ş-Şeyhân. Ebû’l-Mecd İsmail b. Hibetullah b. Bâtîş el-Mevsılî (v. 655)

5-) Müfîdü’s-Sâmî ve’l-Kârî mimmâ ittefekâ aleyhi Müslim ve’l-Buhârî. Ahmed. Abdurrahman b. Muhammed el-Harîrî (v. 758)

6-) Zâdü’l-Müslim fîmâ ittefekâ aleyhi’l-Buhârî ma’a Müslim. Mu-: hammed Habîbullâh eş-Şenkîtî (v. 1944)

Muhammed Fuâd Abdülbâkî’nin verdiği bilgiye göre müellif, ‘ müttefekun aleyh olan hadislerden, kavli (sözlü) hadisleri harf sırasına göre tertip etmiştir. Buna ilaveten “üis”‘ ile başlayan şemail türü hadislerle “syî” ile başlayan hadisleri de almıştır. Ancak müttefkun aleyh hadislerin tamamını almamıştır. Kitabında 1368 hadis mevcuttur. [23]

7-) el-Lü’!ü ve’l-Mercân fîmâ ittefekâ aleyhi’ş-Şeyhân. Muhammed Fuâd Abdülbâkî (v. 1958)

Sahasında en geniş bir çalışma olan el-Lü’lü ve’i-Mercân, hadis metinlerinde Sahîh-i Buhârî metni esas alınmış, hadislerin dizilişinde ise Sahîh-i Müslim tertibi esas alınmıştır. Bu şekildeki tertip, hadislerin iyi anlaşılması için kanatımca çok isabetli olmuştur.

Bunun yanında hadisin Buhârîdeki yeri gösterilmiş anlaşılması güç lafızları dipnotlarda gayet güzel bir şekilde açıklamıştır. Bu meziyetinin yanında tertip düzen ve titizliği ile son derece emek mahsulü olduğu görülmektedir. Yüce Allah, onun bu çalışmasını en güzel bir şekilde kabul buyursun kabrini nuriandırsın-Kendisi ön sözünde el-Lü’lü

ve’hMercân’da 2006 müttefekun aleyh hadis olduğunu bildirmektedir. Ayrıca, Zâdü’I-Müslim, isimli çalışma dışında müttefekun aleyh hadisleri derleyen bir kitabın olduğunu bilmediğini de söylemektedir. Bu iki husus dikkat çekmektedir. Asnmızın bu büyük ilim adamının, Zâdü’l-Müslim’den önce yapılmış çalışmalardan habersiz olması dikkatimizi çekmiştir. Bir diğer husus ise ön sözünde 2006 hadisten söz ederken kitabında 1906 hadis bulunmasıdır. Kendisi işe başlarken 2006 hadis olduğunu düşündü sonra 1906 hadis mi derledi, yoksa matbaa hatası mı vardır, bu durum belli değildir. Kitabı Türkçeye çeviren yazarlar da İfadeleri bu şekilde çevirmişler herhangi bir açıklama getirmemişlerdir.[24]

Müttefekun aleyh hadislerin sayısı hakkında fazla görüşe rastlanmamakla birlikte bu husuta en zok sayı İbni Cevzî tarafından verilmiştir. Kendisi 2316 müttefekun aleyh hadis olduğunu söylemektedir. [25]Ancak onun verdiği bu sayı kabanktır. Kaantimce, Sahîh-i Buhârîde tekrar eden aynı hadisleri de bu sayıya dahil etmiş olmalıdır. Ya da lafız açısından bir birine benzemesi uzak olanları da buna dahil etmiş olmalı veya aynı konuda başka raviden gelenleri de sayıya katmış olmalıdır.

Geçmiş dönemdeki âlimlerin bu şekilde verdikleri sayılar bazen yuvarlak olup kesin olamayabiliyor. Bazen de yüksek gösterilmiş olabiliyor. Nitekim İbni Cevzî, Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde otuz bin hadis olduğunu be!itmektedir. [26] Bu gün eldeki baskılarda verilen rakamlar yirmi yedi bin civarındadır. Buna göre İbni Cevzî, üç bin fazla söylemiştir. [27]

Bizim Çalışmamız

Müttefekun Aleyh Hadisler, adı ile elinizde bulunan bu çalışmamız, Muhammed Fuâd Abdülbâkî merhumun, el-Lü’lü ve’l-Mercân fîma jttefeka aieyhi’ş-Şeyhan isimli çalışması üzerine kurulmuştur. Hadislerin sıralanması Sahîh-i Müslim tertibine göre yapılmıştır. Ancak hadislerin metninde sadece Buhârî metnine bağit kalınmamış yeri geldiğinde Müs-linı metni de tercih edilmiştir.

Bu hadislerin hangisi Buhârî metni, hangisi Müslim metni olduğu tahriç bölümünde belirtilmiştir. Eğer, metin Sahîh-i Buhârî, metni ise tahriçte önce Buhârî’deki yer gösterildi. Eğer Sahîh-i Müslim, metni ise önce Müslim’deki yer gösterildi.

Ayrıca hangi metin alınmış ise o siyah punto ile belirtildi. Buna göre çalışmamızda 1500 hadis Sahîh-i Buhârî metni, 486 hadis Sahîh-i Müsiim metnidir.

Tahriç bölümünde hadislerin Buhârî ve Müslim’deki yerleri gösterildi. M. Fuâd

Abdülbâkî, hadislerin Sahîh-i Buhârî’deki yerlerini göstermiş ve Müslim’deki yerierini tam olarak belirlememiştir. Tahiiç bölümünde o hadisin Sahîh-i Müslim’deki tam yeri belirtildi.

M. Fuâd Abdüibâkî’nin kitabına aldığı 1906 hadisin bir kaçı dışında hemen hemen tamamı alındı. Buna ilave olarak yeni tespit ettiğimiz hadisler ilave edildi. Bizim çalışmamızda sayı 1986ya ulaşmıştır. el-Lü’lü ve’f-Mercân üzerine yapılan değişikliklerin en önemlisi de budur diyebiliriz. Bazen, M. Fuâd Abdülbâkî merhumun en önemli hadisleri atladığını gördük. Bulabildiklerimiz kadarıyla bunları ilave etmeye çalıştık.

Bu husuta 675, 749 ve 1822. hadisleri örnek verebiliriz”AV/77, inanarak ve sevabını AHahtan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa kendisinin geçmiş günahı bağışlanılır.”

“Kim, inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek Kadir gecesini ihya ederse kendisinin geçmiş günahı bağışlanır.”

“Eğer mümin, Allah ‘m yanındaki azabı bilseydi kimse cenneti aklından geçiremezdi. Eğer kâfir de Allah’ın yanındaki merhameti bilseydi hiçbir kimse cennetten ümitsiz olmazdı”

Bu arada, M. Fuâd Abdülbâkî, İmam Müslim’e uyarak 17 hadisi tekrar etmiştir. Aslına bakılırsa, ilgili bölümde konunun anlaşılması için bu hadislerin tekrar etmesi de kaçınılmazdır. Bu nedenle biz de tekrar yerlerinde hadisleri tekrar ettik.

Okuyucuyu hadislerle baş başa bınkmak amacıyla çoğu yerde hadislerin tercümesi ile yetindik. Uzun açıklamalarla okuyucuyu hadis dışında başka alanlara çekmekten kaçındık. Yeri geldiğinde kısa açıklamalar, hadisi hadise göndermeler yaptık. Bazı uzun açıklamalarda “Sa-hîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrîd- i Sarîh” isimli çalışmamızdaki ilgili açıklamalara gönderme yaptık.

Değerli okuyucularımızın, bu çalışma aracılığıyla hadisler arasında rahat bir seyahat etmelerini sağlamış olmak en büyük hedefimizdir.

«Benim başarmam ancak Allah sayesindedir, ben Ona güvendim ve Ona dönerim.» (Hûd: as)

Abdullah FeyziKocaer, Selçuklu / KONYA[28]

Mukaddime

(İmam Müslim (r.h.) kitabının başında bazı hadis usulü ilkelerine değinmiştir. Bu arada, hadis rivayet ederken dikkatli olunması gerektiğini belirtmiş ve Efendimiz (a.s.)’ın söylemediği bir şeyi o, söyledi diyerek aktarmanın sakıncalarına değinmiştir. Aşağıda gelecek olan hadisler, böyle kimseleri uyarmakta ve yerlerinin cehennem olduğunu bildirmektedir. İmam Müslim (r.h.) de bu uyarılara işe başlayarak hadislerle uğraşacaklara önemli bir hususu tenbih eder,)

Ömer b. Hattab (r.a.): “Rasûiüllah (s.a.v.)’i: “Ameller niyete göredir, kişiye de niyet ettiği şey vardır. Bu nedenle kimin hicreti, elde edeceği dünyaya veya evleneceği bir kadına ise onun hicreti, hicretettiğişeye olur.”‘diye buyururken işittim.” demiştir.

(İmam Buhârî kitabına bu hadisle başlayarak yapılan işlerde en önce niyetin önemine dikkat çekmiştir. İmam Müslim ise hadisimizi ileriki bölümlerde getirir. Önemi nedeniyle burada numara vermeden getirdiğimiz hadisimiz İmam Müslim’in getirdiği yerde tekrarlanacaktır.)

1-) Hz. Ali (r.a.), Rasûiüllah (s.a.v.): “Benim üzerimden yalan söylemeyiniz, şu biline kî kim benim üzerimden yalan söylerse cehenneme girer”‘diye buyurdu, demiştir.

(“Benim üzerimden yalan söylemeyiniz”demek, Hz. Peygamber’in söylemediği bir sözü onun söylediğini İdda etmektir.) [30]

2-) Enes b. Mâlik (r.a.)’dan. Şöyle demiştir; “Rasûlüllah (s.a.v.)’in: “Kim, bilerek benim üzerimden yalana girişirse, cehennem’ deki yerine hazırlansın”diye buyurmuş olması, benim size çokça hadis anlatmama engel olmaktadır.” [31]

3-) Ebû Hureyre (r.a.) Hz. Peygamber (s.a.v.)’in: “Benim ismimle isimlenin ama künyemle künyelenmeyin, kim beni rüyada görürse, gerçekten görmüştür. Çünkü şeytan benim şek/ime giremez. Kim de bilerek benim üzerimden yalan söylerse cehennemdeki yerine hazırlansın”‘diye buyurduğunu rivayet etmiştir.

(Künye bir kimseye falancanın babası veya falancanın annesi şeklinde isim vermektir. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in künyesi, Ebu’l-Kâsm’dır. (=Kâsım’ın babası) Rasûiüllah (s.a.v.)’i rüyada görme konusunda 2176. hadise bakınız.) [32]

4-) Muğîra (r.a.): “Hz. Peygamber (s.a.v.)’i “Şüphesiz benim üzerimden yalan söylemek, öyle herhangi bir yalan gibi değildir. Kim bilerek benim üzerimden yalan söylerse cehennemdekiyerine hazırlansın.”diye buyururken işittim” demiştir. [33]

İMÂN BÖLÜMÜ – (Kitâbu’l-îmân)

(İmam Müsfim (r.h,), iman bölümünde iman esaslarını anlatan hadisleri getirdikten sonra i-(eriki sayfalarda görüfeceği gibi iman eseri ve imanın görüntüsü olan davranışları da İman bölümünde değerlendirir. Komşuya iyi davranmak, yalan söylememek, hayalı olmak gibi birtakım davranışlar birer İman görüntüsü olduğundan dolayı böyle hadisleri de iman bölümünde getirir.)

5-) Ebû Hureyre (r.a.): “Bir gün Hz. Peygamber (s.a.v.) halkın arasında iken, kendisine Cebrail geldi ve: “İman nedir?” dedi:

“İman; Allah’a, Meleklerine, Onunla karşılaşacağına, Elçilerine inanmandır, öldükten sonra dirilmeye de inanmandır. “buyurdu:

“İslâm nedir?” dedi:

“İslâm: Kendisine hiçbir şeyi ortak koşmayarak Allah’a kulluk etmen, namaz kılman, faiz olan zekâtı vermen, ramazan orucunu tutmandır. “buyurdu:

“İhsan nedir?” dedi:

“Kendisini görüyormuşsun gibi Allah’a kulluk etmendir. Her ne kadar sen Onu görmesen de O seni görmektedir, “buyurdu:

“Kıyamet ne zaman kopacak?” dedi:

“Bu konuda soru sorulan, sorandan daha fazla bilgili değildir, ama ben sana şartlarım bildireceğim: Köle kadının efendisini doğurduğunda, ne idüğü belirsiz deve çobanlarının bina yapma konusunda yarıştıklarında (kıyameti bekle. Kıyametin ne zaman kopacağının vakti,) sadece Allah’ın bildiği beş bilinmeyenler içerisindedir” buyurdu: «Kıyametin bilgisi Allah’ın yanındadır…»

(Lokman: 34) ayetini okudu arkasından gelen adam dönüp gitti. Rasûlüliah (s.a.v.): “Onu bana geri çağırın”dedi ama ondan hiçbir şey göremediler bunun üzerine Rasûlülah: “Bu, Cebrail idi, insanlara dinini öğretmek için gelmiştir, “buyurdu,” demiştir.

(Bu hadisimizde güzel dinimizin nelerden oluştuğunu öğrenmekteyiz. Cebrail (a.s.), insanlara dini öğretmek için gelmişti, sorduğu sorulardan dinin nelerden oluştuğunu görüyoruz: İman, İslâm ve İhsan.

Buna göre dinimiz üç bölümden oluşuyor: İnanç esasları, İbadetler ve uygulamalar, Ailah’a kullukta ihias ve samimiyet. Bu da. Kendisini görüyormuşçasına Allah’a kulluk etmektir.

Melekler insan şekline girebilirler, onlarla konuşabilirler, insanlar da onları görebilir seslerini duyabilirler.

Kıyametin ne zaman kopacağını tam oiarak Aİlah bilebilir. Peygamberler, bu konuda kendilerine bildirildiği kadar bilebilirler.) [35]

6-) Talha b. Ubeydullah (r.a.)’dan. Rasûlüilah (s.a.v.)’e Necid halkından saçı dağınık bir adam geldi. Sesi uzaktan duyulabildiği halde ne söylediği anlaşılmıyordu. Sonunda Rasûlüilah (s,a.v.)’e yaklaştı, bir de baktım ki İslâm’dan soruyor. Rasûlüilah (s.a.v.): “Gece ve gündüz başlamaz” buyurdu.

“Bunun dışında diğer yapacağım var mı?” dedi.

“Hayır, ancak fazladan yapacağın nafile namaz kılarsın” buyurdu ve devamla: “Ramazan orucunu fcrfmaAr”buyurdu,

“Bunun dışında diğer yapacağım var mı?” dedi,

“Hayır, ancak fazladan yapacağın nafile oruç tutarsın.” buyurdu. Rasûlüilah (s.a.v.) ona zekâtı anlattı, o da: “Bunun dışında diğer yapacağım var mı?” dedi.

“Hayır, ancak fazladan yapacağın nafile olarak sadaka verirsin” buyurdu. Bu gelen adam dönüp gitti, giderken: “Vallahi bunu ne artırırım ne de eksiltirim” diyordu. Rasûlüilah (s.a.v.): “Eğer sözünde doğru kalırsa başarıyı kurtuluşu elde buyurdu.

(Hz. Peygamber (s.a,v.), İslâm’ı, beş vakit namaz kılmak, Ramazan orucunu tutmak ve zekât vermek olarak açıklamıştır. Bu sayılaniann dışında da birtakım İslâm kuralları vardır. Nitekim diğer yerde gelen rivayetlerde hadisin sonunda şöyle bir ifade vardır “Rasûiüllah (s.a.v.), ona İslâm şeriatlarını (kurallannı) bildirdi, o da: “Sana ikramda bulunan’a yemin olsun ki fazladan hiçbir nafile yapmam ama Allah’ın bana farz kıldığı hiçbir şeyi de eksiltmem” dedi. (Buhâri, savm; ı, Hıyei: Bu rivayette Hz. Peygamber (s.a.v.)’in namaz, oruç ve zekât dışındaki kurallan öğrettiğini görüyoruz.) [36]

7 -) Ebû Eyyûb (r.a.)’dan. Bir kimse Hz. Peygamber (s.a.v.)’e: “Beni cennete koyacak bir amel bildirseniz” dedi. Bu sırada orada olan diğer birisi: “Ne oldu nesi var?” dedi. Hz. Peygamber (s.a.v.): “Nesi olacak, bir haceti var”(diye cevapta bulunduktan sonra) “Kendisine hiçbir şeyi ortak koşmayarak Allah’a kulluk edersin, namazı kılar, zekâtı verirsin, akraba ile alakayı sürdürürsün.buyurdu. [37]

8 -) Ebû Hureyre (r.a.) anlatır: “Çöl halkından birisi, Hz. Peygamber……

Muttefekun Aleyh Hadisler” kitap hakkında daha fazla bilgi edinmek için Ücretsiz pdf olarak almak için aşağıdaki indirme düğmesini tıklayın

Bozuk bağlantıyı bildirin
Siteyi Yardim Et


for websites

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Notify of
guest
0 Comments
Oldest
Newest Most Voted

You are reading pdf file online

Loading PDF, please wait...
Error: The PDF file could not be loaded. Please try again later.