Usul Fikih Dersleri
  • Kitap başlığı:
 Usul Fikih Dersleri
  • Yazar:
Büyük Haydar Efendi
  • Kitap Sayısı
527
  • Dil:
Türkçe
  • Görünümleri:
  • PDF Doğrudan  
İndirme için tıklayın
  • Satın al  
Kağıt Kapak için

Usul Fikih Dersleri – Kitap örneği

MUKADDİME

İlm-i usulun ta’rif, mevzu’ ve gayesi beyanındadır.

İlm-i usul-i fıkıh: Ahkam-ı şer’iyeyi edille-i tafsiliyyesinden istinbata kendileriyle tevassul olunan kaideleri tarife mütekeffil ilimdir.

Mevzuu : İsbat-ı ahkam haysiyetinden edilledir.

Gayesi dahi : Ahkamı ma’rifet ve mucibince amel üzerine ihraz-ı saadettir.

Biz birkaç senedir usul-i fıkıh müzakere ediyoruz. Her seneki takrirlerimiz birbirinden farklıdır. Fakat hepsi yine bir noktada toplanıyor. Takrirlerimizin birazı da matbudur. Yazdıracağım metinleri aynen zapt edersiniz. Takrirlerimi de ister hafızanıza nakş edersiniz, isterseniz kağıtlarınıza yazarsınız.

Biz dersi mümkün olduğu kadar tankıh edeceğiz. Çünkü zaman-ı müzakere pek mahdud olduğundan esasen pek mühim olan dersimizin mesai! ve mebahis-i ma’rufesini bile vakit bulup da bitiremiyorum. Geçen sene bitevfikıhı Teala mani de olmadığı için hemen bütün me­ bahisi takrire muvaffak olmuştum. Gerçi usul-i fıkıh, edille ve ahkam-ı şer’iyenin ahvalinden bahseder bir ilimdir.

Fakat bir kere edille nedir? Ahkam nedir? Bunların ahvali nedir? Bunlara müteallik birçok mebahis var. Sonra bu ahkama zeyl olarak bir de ictihad bahsi var; ki zaten bu ilim, müctehit ilmidir.

İşte geçen seneki takrir, mufassalatı cami’ olmasa bile, bu mebahisin ekserisini şamildir. İnşaallah hu sene de mümkün mertebe tenkıh ederek bunları görürüz.

«Usul-i fıkıh» Hikmet-i Hukuk-ı İslamiyye demektir; Ahkam-ı şer’i­ yenin edille ve esbabını gösterir.

Mukaddime: Bir maksada şuru’ olunmazdan evvel o maksadın tevakkuf ettiği şeye «mukaddime» derler,

Yani mukaddime maksada vusul için ihtida zikri lazım gelen ma’lfı­ mat-ı iptidaiyedir. Şu hâlde ilm-i usulun tarifi bu ilmin mekasidinden olmayıp mebadisindendir. Yani mukaddime bu ilmin hakikatından harictir. Fakat bir ilmin hakikatma layıkıyle vusul için birtakım şeylere ihtiya­ cımız vardır ki cnlar da bir ilmin ta’rifi, mevzuu, gayesi gibi mukaddi­ melerdir.

Her bir ilim mesail-i kesireyi dağınık, birçok mebahisi şamildir. Binaenaleyh bir ilmin mesail ve mebahisi bir cihet-i vahdetle merbut ol­ malı, o ilmin talibi olan adam birdenbire karanlık bir yere girmemek için evvel emirde o ilim hakkında bir fikr-i icmali hasıl etmelidir. Bu da o ilmin tarifini, mevzuunu, gayesini bilmekle hasıl olur. Onun için her ilimde bir mukaddime bulunmalıdır.

Mukaddime sözü; araplarm «mukaddimet-ül ceyş» ta’birinden alın­ mıştır. -Şimdi bu makamda «Avcı bölüğü, talia» istimal olunuyor- Mukaddimetül ceyş ihtida düşmanın hudut-ı müdafaasını görür, kuvvetini inkişaf eder, alat ve edevatını tefriş eyler.

Düşmanın kuvvetini tartma­ dan, halini anlamadan alel anıya bir tehlikeye girmek fenn-i harbe mu-gayirdir. Bunları anlamaksa esbabı muzafferiyettendir- İşte kütübi ilmiyedeki mukaddimeler dahi böyledir.

 Yani bir cihad-ı ma’nevinin taliası-­ dır. Bilinmedik ve müstahzar olmadık bir şeye iktıham olunacak, bir bahrı bikeran olan ilme girilecek, bir mücahed-i ma’neviye başhyacak. Bu­ nun için iptida girilecek yerleri anlamalıdır. Demek ki mukaddime mesail-i ulum üzerine hücum edilecek bir ordu menzılesindedir. Oraya sevk olunacak kuvvet ise ezhani talebedir. Binaenaleyh ezhan-i talebe evvela ora­ ya bir müfreze (bir mukaddime) göndermelidir.

Bir adam bir memlekete gidecek bir alelamya gitmek var, bir de öğrenerek gitmek var. Mesela Haleb’e gitmek istiyen bir adam ne tarikle gidileceğini, hangi iskeleye çıkılacağını bilmez ve o suretle yola çıkarsa Haleb’e gidecek yerde tutar da Trabzon vapuruna biner. F’akat Haleb’c nasıl ve ne tarikle gidileceğini iptida icmalen bilirse maksadına doğrudan doğruya vasıl olmuş olur.

Bir ilmin mekasit ve mesaili meçhul-ı mutlaktır. Onları bilmek için iptida tahsiline ikdam edilen ilmin nasıl şey olduğu bilinmelidir ki, talibin teveğğulu maksadı olan ilme midir; değil midir? anlaşılsın. Binaenaleyh tarif sayesinde bir ilmin neden ibaret olduğu bilinir ve merc’-i ebhas (ya­ ni mevzuu) ve faide (yani gayesi) anlaşıldıktan sonra maksada şuru’ olu-• nursa bu babda sarf olunacak mesai elbette müsmir ve müntic olur.

Bizim okuyacağımız ilmin adı (Usul-ı Fıkıh)dır. Usul-ı Fıkıh bu ale min ilmidir. Usu.l-ı fıkıh bir lafızdır; lafızlar ise ya müfret ya mürekkeb olur. Eğer bu lafız burada müzakere edeceğimiz ilmin adı olmasaydı:

«Usul-i Fıkıh» mürekkebdir; «Usul» ile «Fıkıh» lafızlarından. Her şeyin hükmünü tasdik ve iz’an etmesine «Fıkıh» derler. Ve bu suretle bilen ve anlayan adama da «Fakih» denilir.

Fakat indeş Şafiiyye fıkıh: Ahkam-ı şer’iyeyi edillei tafsiliyesinden bilmektir. Bunların her ikisi netice itibariyle birdir. Onlar öyle tarif et­ mişler.

Nefs-i insaninin lehinde ve aleyhinde olan şeylerden maksat, hüküm­ lerdir. Buradaki bilmek dahi amiyane bir bilmek değildir. Meleke hasıl ederek bilmektir. Ta’biri diğerle buradaki marifetten maksat, cüziyatı de­ lilinden idrak etmektir. Yani Tetebbu-u kavaid neticesi olarak meleke hasıl olmaktır. Şu hâlde fıkıh diye: nefs-i insaninin lehinde ve aleyhinde olan şeyler hakkında meleke iktisap etmesine denir. Vakıa bir kimse le: hinde ve aleyhinde olan ahkamın kaffesini bilemez bu adeta mumteni’dir.

Fakat bu imtina’, cüziyyatı delilinden idrak etmeğe, bu yoldaki kuvve-i istimbata mâni değildir. Bu suretle mukallit olan yani edilleden istimbat-i ahkam melekesini haiz olmayan kimselere fakih denemez. Zira fakih ka­ vaidi merreten bade uhra tatbik ve takip ederek meleke kesbeden kim­ sedir. Mukallidinin delili ise kavl-ı müctehidindir.

Bir de «bilmek» müradifi olan marifetden maksud meleke, bil’icma fakih olan bir zatın bazı ahkamı bilmemesine münafi değildir. İmam-ı Ma­ lik rahmetullah-i taala’dan kırk mesele sual edilmiş de otuzaltısında (La­ edri) cevabını vermiş.

Usul Fikih Dersleri

Fıkhın tarifinde bir de (nefs-i insani’nin) deniliyor. Bu tabir ile ilm-i İlahı ve Ma’rifet-i Cibril ma’rifetden haric kalır. Zira Peygamberimiz efen­ dimiz hazretlerinin bilmesi kavaidi merretenba’de uhra tatbik ederek me­ leke kesb etmekle değildir. Belki ilham suretiyle bu ilmi kazanmıştır. Ke­ zalik edilleden istinbat-ı ahkam melekesini haiz olmayan mukallidlerin ilmi de ma’rifetden haricdir. Zira Müctehidin-i izam Hazeratının delili ki­ tap, sünnet, icma-i Ümmet ve kıyas-ı fükaha’dan ibaret olduğu halde, mu­ kallidinin delili kavl-i müctehidin’dir.

Usul Fikih Dersleri

Vakıa zamanımızdaki ulemaya, şim­ diki fıkıh ile teveğğül edenlere «Fakih» denilirse de bu ıtlak, mecazen’dir. Bunların fıkıh ile iştigal etmeleri haysiyetiledir. İşte bu sebebe binaendir ki, bir kimse (filan memleketdeki fükaha’ya şu kadar mal vasiyyet et­ dim) dese bu vasiyeti infaz olunuyor. Şu hâlde suret-i mutlaka ve umu­ miyede «Fükaha» erbab-ı ictihad ile usul-i fıkıhdan istinbat-ı ahkam edebilen ulemadır. Fıkhın tarifindeki (Min cihet-il amel) kaydile de ilm-i ke­ lam ve ilm-i ahlak tarif’den hariç kalır.

Yukarıda da söylemiştik. Biz ilm-i usul-i fıkhı ilmiyyet itibariyle fia…

Kitap “Usul Fikih Dersleri” hakkında daha fazla bilgi edinmek için Ücretsiz pdf olarak almak için aşağıdaki indirme düğmesini tıklayın

Bozuk bağlantıyı bildirin
Siteyi Yardim Et


for websites