• Kitap başlığı:
 Namazi Anlayarak Kilmak
  • Yazar:
Davut Aydüz
  • Kitap Sayısı
122
  • Dil:
Türkçe
  • Görünümleri:
  • PDF Doğrudan  
İndirme için tıklayın
  • Satın al  
Kağıt Kapak için

NAMAZI ANLAYARAK KILMAK – Kitap örneği

NAMAZI ANLAYARAK KILMAK

TAKDÎM YERİNE [01]Ahmed Şahin, Zaman Gazetesi, l8 Kasım 2008, Salı

“Namazı Anlayarak Kılmak!”

Yazımıza başlık olarak aldığımız ‘Namazı Anlayarak Kılmak’ kitabının konusu, itiraf etmeliyim ki benim hayatım boyunca fiilen ve fikren meşgul olup da bitiremediğim en mühim bir konudur.

Hep namazı anlayarak kılmaya çalışırım. Ama hiçbirinde de ‘tamamdır, tam anlayarak kıldım bu namazı’ diyemem. Hâlbuki namaz benim hayatımın ilk hedefi, birinci vazifesi, mahşerde hesabını en önce vereceğim baş meselemdir. Onda kaybeden hiçbirinde kazanamaz, ama onda kazanan inşallah ötekilerde de kazanabilir.

Namazı anlayarak kılmak için alınacak ilk tedbiri de şöyle hissederim kendi nefsimde.

  • Namaz için kıbleye yöneldiğim sırada zihindeki tüm düşünceleri atarak, tahliye edilmiş bir kalp ve kafayla namaza girmek. Namazın başında bu kafa ve kalp tahliyesi mücadelesi çok mühim gelir bana.

Ancak fuzuli konulardan boşalttığınız kafa ve kalbi namazda okuduklarınızın manalarını düşünerek hemen doldurmanız gerekecektir. Yoksa attığınız düşünceler sel gibi yine hücuma geçecektir, boşta kalan kafa ve kalbe.

Bunun için namaza başlarken aldığınız ilk tekbirin manasını düşünerek başlıyorsunuz kafa ve kalbinizi doldurmaya:

  • Allâhü Ekber! Allah kendisinden başka büyük olmayan tek büyüktür!. Bundan sonra sırasıyla Sübhâneke, sonra Euzü Besmele, daha sonra

Fâtiha, zamm-ı sure ve dualar derken namazın tümünü manaları düşünerek

kılma bahtiyarlığı söz konusu olabiliyor.

Peki, bu manaları düşünme bahtiyarlığı nasıl kazanılacak? Okuduklarımızın manalarını nasıl öğrenecek, nasıl anlayarak kılacağız, Arapça bilmiyorsak?

İşte asıl mesele burada, bu sorunun cevabında.

Eserlerini istifade ile okuduğumuz Prof. Dr. Davut Aydüz hocamız, Işık Yayınları arasında çıkan ‘Namazı Anlayarak Kılmak’ kitabıyla burada imdadımıza yetişiyor ve namaz boyunca okuduğumuz tüm ayetlerin, surelerin, salâvatların, duaların manalarını kısaca açıklayarak bize namazı anlayarak kılma bilgisi sunmuş, böyle bir fırsatı bize kazandırmış oluyor.

Öyle ise ilk işimiz, namazda okuduklarımızın manalarını önce iyice ezberlemek olmalı, sonra da anladığımız bu manaları düşünerek namazı kılmaya başlamalıyız ki, namazı anlayarak kılmak gibi büyük bir başarıyı başlatmış olalım. Kalbimize gönlümüze namaz dışı konular yeniden hücum edip bizi yine istila ve işgale fırsat bulamasın.

Bu açıdan, hocamızın bu kendi küçük ama sağlayacağı faydası büyük kitabını mühim bir hizmet olarak görüyor, namazı anlayarak kılma fırsatının kaçırılmaması gerektiğini düşünüyorum.

Nitekim muhterem müellif de bu konuda şu çarpıcı hatırlatmayı yapıyor:

«– Namazı hakkıyla kılmak istiyorsak, ilk tekbirle beraber Allah’ın dışındaki her şeyden sıyrılmalı, gönlümüzü sadece O’na açmalıyız! Dudaklarımızdan dökülen her kelimeye, idrak şuurumuzun mührünü basmalı, baştan sona namazı anlayarak kılmayı başarmalıyız. Selam verir vermez de huzurun adabına riayet edememiş olma endişesiyle bir kere daha ellerimizi kaldırmalı, yine o mübarek kelimeleri otuz üçer defa manalarını düşünerek tekrarlamalıyız.

Böylesine engin duygu ve düşüncelerle anlayarak kılmamız gereken namazı geçiştirerek kılmaya gönlümüz asla razı olmamalıdır.

Onun için biz böyle bir çalışma yaparak namazda okuduğumuz dua ve surelerin manalarını ve kısa bir açıklamasını vermeye çalıştık, namazı duya duya ve anlaya anlaya kılalım. Namazı böyle kılmak için Türkçe ibadet

etmeye lüzum yoktur ve doğru da değildir. Bu yazılanları dikkatlice okumak ve akılda tutmak namazı anlayarak kılmak için yetecektir!»

Yazımızı, anlayarak kılınan iki rekât namazın âhiretteki değerini anlatan hadisle bağlayalım:

– Şafak vaktinde (anlayarak kılacağınız) iki rekât namaz, dünya ve içindekinden hayırlıdır!»

Çünkü dünya ve içindekiler hep burada kalır, anlayarak kıldığınız iki rekat namazınız sizinle gider!…

ÖNSÖZ

Namaz, İslâm’ın beş esasından birisidir ve çok önemli bir ibadettir. Kur’ân-ı Kerim’de mü’minlere namaz kılmaları tekrar tekrar emredilmiştir. Çünkü “Dinin direği namazdır.” Namaz, mü’minin günde en az beş defa içine girip temizlendiği sonsuzluğa doğru akıp giden bir tövbe ırmağı ve arınma kurnasıdır. O, savaş meydanında mücadelenin kızıştığı en tehlikeli anlarda bile yapılması gereken çok önemli bir vazifedir.

Namazın bu hususiyetlerinden dolayıdır ki, Asr-ı saadetten günümüze kadar Hak dostları onu hayatlarının merkezine koymuş ve farzları kılmakla yetinmeyerek her gün bazıları onlarca, bazıları ise yüzlerce rek’at nâfile namaz kılmayı alışkanlık haline getirmişlerdir.

İslâm dininde namazın yeri çok büyüktür. Kur’ân’da, inanmaya ait meselelerin hemen ardından namazdan bahsedilir. Biz, başkaları için öyle düşünmesek de, sahabe kendi aralarında namaz kılmayana neredeyse “kâfir” derlerdi. Bu konuda, “Kul ile şirk arasında sadece namazın terki vardır.”[02] Müslim, Îmân 134; Ebu Davud, Sünnet 15 hadîsi, sahabenin bu yaklaşımını destekleyen önemli bir dayanaktır.

Namaz, bir Müslüman için çok önemlidir. Zira kulun âhirette ilk defa sorguya çekileceği şey namazdır. Zina değil, içki değil, başka bir şey de değil namaz! Bundan diğer hususların önemsiz şeyler olduğu anlaşılmamalı; aksine namazın ehemmiyeti anlaşılmalıdır.

Namazın, aç bir insanın yemek yemeyi duyması, susuz birisinin su içerken onu zevketmesi, havasızlıktan sıkışmış bir insanın açık havada havayı ciğerlerine çekerken onu hissetmesi gibi, duyarak edâ edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Evet namaz halk tabiriyle verip-veriştirilip, geçiştirilecek bir şey değildir.

 O, kendisine hususî bir vaktin ayrılması ve başlamadan önce de mutlaka konsantre olunması gereken bir ibadettir. Aslında namaz ve namaz öncesi hazırlıklar, bu konsantreyi sağlayabilecek güçtedir ve sıralanmaları itibarıyla namaz vetiresinin enstrümanları gibidirler.

Meselâ tuvalete giderek vücuttaki fazlalıkların atılmasıyla bir rahatlama meydana gelir. Ardından, abdestle vücudumuzdaki kinetik enerji dengelenir; bununla da ayrı bir rahatlama ve kendimizi bulma gerçekleşir. Bunu takiben minarelerden yükselen ezan bizi ayrı bir manevî derinliğe çeker. Sonra câmiye, âdeta Allah’a kavuşuyor gibi huzur içinde yürüyüş, müezzinin tatlı nağmeleriyle ayrı bir âleme açılış ve nihayet sünnetlerin kılınması.. Müezzinin kâmeti, konsantrasyonun ayrı birer unsuru gibidirler. Evet bütün bunlar, farzı dolu dolu kılmak için iç huzura, Allah’ı duymaya ve O’nu sürekli düşünmeye hazırlayan çağrılardır.

Namazın huşu, huzur ve derince duyularak kılınması “esas gâye”dir. Bunun için namaz kılan kimsenin, namazda okuduğu duaların ve surelerin manasını bilmesi önemlidir. Namazda okunan dua ve sureler Arapça olduğuna göre öyleyse her namaz kılanın Arapça öğrenmesi mi gerekir veya kendi dilleriyle mi ibâdet etmelidirler? İmkânı olan Arapça öğrenebilir, ama Arapça dışında başka bir dille namaz kılmak mümkün değildir. Namazda okunan dua ve surelerin manası öğrenilerek de namaz huşu, huzur ve derince duyularak kılınabilir.

İşte biz bu çalışmamızla, namazlarda okunan duaların kısa bir açıklamasını yapıp, okunup öğrenilmesini hedefledik. Öncelikle namazda ve sonrasında okunan duaların açıklamasını yaptık. Daha önce hazırlamış olduğumuz “Kısa Surelerin Tefsiri” isimli kitabımızda, Fâtiha Suresi’nden sonra, Duhâ Suresi’nden Nâs Suresi’ne kadar bütün kısa sureleri tefsir etmiştik. Bu yüzden bir tekrar olacağı endîşesi ile buraya kısa surelerin tefsirini almadık. Meraklı okuyucularımızın, Işık Akademi Yayınları arasında çıkan “Kısa Surelerin Tefsiri” kitabımıza bakmalarını tavsiye ederiz.

 Gösterilen ihtimama rağmen gözden kaçan eksikliklerin bağışlanacağını ümid ederim. Tevfîk Allah’dandır…

Kitap “Namazi Anlayarak Kilmak” hakkında daha fazla bilgi edinmek için Ücretsiz pdf olarak almak için aşağıdaki indirme düğmesini tıklayın

Bozuk bağlantıyı bildirin
Siteyi Yardim Et


for websites

.

References / Footnotes

01Ahmed Şahin, Zaman Gazetesi, l8 Kasım 2008, Salı
02 Müslim, Îmân 134; Ebu Davud, Sünnet 15